| Abone olun, haberiniz olsun RSS

Denizli’ye bravo!

30 Kasım 2008 | Yorum Yok | Kategori: Ahmet Çakar'ın yazıları | Yazan: admin

Mustafa Denizli yıllar önce A Milli Takım’ın hocasıydı. Bazı basın mensuplarını “ İçimizdeki İrlandalılar ” diye hedef tahtası haline getirmişti. Aynı Mustafa Denizli dün gece ‘ Beşiktaş’ın içindeki Fenerbahçeli‘ oldu. “ Takımı sabote et, maçı Fenerbahçe’ye hediye et ” deseler Denizli ancak bu kadar yapabilirdi. Düşünebiliyor musunuz, Bobo, Holosko ve Tello kulübede hocanın yanında oturuyorlar. Bu ne anlama geliyor; “Ben önce yenilmemeyi düşünüyorum.” Yenilmemeyi düşünmek demek, 6-7 tane defans oyuncusu ile oynamak değildir. Zaten Fenerbahçe bol adamla hücum eden bir takım değil. En önemli silahları duran toplar. Denizli defansın sistemi ile oynadı da ne oldu? Yine duran toptan gelen bir gol ki, Selçuk bu golleri bu sene çok attı ve daha sonra da defansın ciddi hatasından gelen Güiza’nın golü. İşte Denizli’nin mantelitesi bu. Çok adamla gelmeyen takıma karşı çok adamla defans yapmak ama birbirinden komik goller yemek.
Pek tabi ki Sayın Denizli bu satırları okurken yine gülümsüyor olacaktır. Çünkü o hata yapınca, kızınca sürekli güler, güler ve güler.
Fenerbahçe yine klasik bir maç kazandı. Tıpkı Galatasaray maçında kazandığı gibi.
Duran toplar ve kontradan bulduğu golle maçı aldı, gitti. Ve işin tuhafı Fenerbahçe öne geçtikten sonra son 20 dakikada Beşiktaş’ın kurtarıcıları kimlerdi biliyor musunuz, Holosko ve Bobo. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.
Aragones maç öncesi klasik şablonunun bir ölçüde dışına çıktı. Çünkü kazanmak zorundaydı. Defansın önünde bir tek Selçuk oynadı. Bu önemli bir riskti ama Aragones, Mustafa Denizli’ye minnet borçlu.

GEZER’İ BEĞENMEDİK
Maçta çok önemli hakem kararları vardı. Cisse iki sarı karttan atıldı. İkinci sarı kart doğru ama ilk sarı kartın yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu bir ikili mücadeleydi ama Cisse kart gördü. Beşiktaş’ın ofsayt diye iptal edilen golleri doğruydu. Ayrıca son dakikalarda Gökhan Zan’ın Güiza’ya yaptığı hareket de bence penaltıydı. Gezer’i beğenmedik. Bu kritik yanlışları dışında gergin ve sürekli pozisyon hatalarıyla topun kendisine çarpmasına neden oldu.

Beşiktaş’ın yabancıları

01 Kasım 2008 | 1 Yorum Var | Kategori: Ahmet Çakar'ın yazıları | Yazan: admin

Mustafa Denizli Beşiktaş’ı şampiyon yapar mı bilemiyoruz ama birkaç haftada bazı şeyleri çok iyi yapmış. Öncelikle yardımlaşma ve mücadele Beşiktaşlı oyuncular arasında hat safhada. Kötü de oynasalar, strese de girseler çatır çatır mücadele ediyorlar. Bu işin de başrol oyuncusu Zapotocny. Keşke Türk olsa.

Milli Takım’a çok şey katar. Avrupa’nın en iyi defans oyuncusu mu?
Tabi ki hayır ama disiplin, sorumluluk ve futbolcu şahsiyeti bakımından Beşiktaş için çok önemli bir defansif lider. Serdar Özkan da öyle. Deli dolu oynadı. Sağda oynadı solda oynadı, bazen gereksiz işler yaptı ama müthiş bir iyi niyet ve korkunç bir enerjiyle dolu. Şimdiye kadar okuduklarınızdan sakın Beşiktaş’ın çok iyi oynadığını düşünmeyin. 70 dakika hiçbir şey üretemediler. Ama mücadele ve sabır art arda golleri getirdi. Beşiktaş’ın yabancıları belki Avrupa’nın en kaliteli oyuncuları değil ama ortalamaya vurduğunuzda Türkiye’nin en iyi misafirleri onlar. Mesela Holosko. Attığı gole kadar fazla etkili değildi. Ama o golde önce Cisse’nin pası sonra da Holosko’nun topu yerden kaldırıp rakibini ekarte edebilmesi kaliteli bir oyuncunun bir maçı nasıl kurtarabileceğinin en önemli göstergesidir. Maç berabere de bitse bunları yazacaktık. Ama Beşiktaş’ın en önemli sorunu kilidi açabilecek bir orta saha oyuncusunun olmayışı. Oynamayan Delgado da tam istediğimiz oyun çözücü değil.

PENALTIYI ÇALAMADI!
Sonuçta Beşiktaş bu anlayışıyla ligi sonuna kadar götürebileceğinin izlenimini açık açık verdi. Puan da kaybetseler, zaman zaman gol kısırlığı da çekseler özellikle üç büyükler içinde en iyi mücadele ruhuna sahip takım Beşiktaş. Hakem Özgüç Türkalp iyi niyetli. Fenada hakem değil ama kritik anlarda hep hata yapıyor. İlk yarıda ceza alanı içinde Zapotocny’nin kafasındaki topu rövaşata ile alan Antalyasporlu oyuncuya düdük çalamadı.
Maçın sonlarında da Serdar Özkan’a 3 metre önünde yapılan penaltıyı da göremedi ve topu ceza alanı dışına taşıdı.